Dr. Tanju YILDÖN & Tıp Bilim Eğitimi

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı


Obstetrik kolestaz veya gebeliğin tekrarlayan sarılığı ismi de verilir. Özellikle üçüncü trimesterde ortaya çıkan kaşıntı (en sık) ve sarılık olur. Kesin nedeni bilinmiyor.

Ancak artan estrojen veya genetik yatkınlık ile olduğu düşünülüyor.

Sonuç olarak safra asitlerinin klirensi bozulmuştur ve plazma safra asit düzeyleri artar.

Gebelik boyunca 10 μmol/L altında seyreder. KCFT’leri yüksek veya normal sınırlarda olabilir.

Ek olarak bilirubin, alkalen fosfataz, total kolesterol ve LDLnin kan seviye normal gebeye göre daha fazla yükselir.

Her gebelikte tekrarlama eğilimi vardır. Tedavi palyatiftir. Ursodeoksikolik asit (en etkin tedavi), antihistaminikler, kolestiramin+ K vit verilebilir.

Genelde maternal sekel bırakmaz. Ancak safra asitleri 40 μmol/L üzerine çıktığında mekonyum, preterm doğum ve ani fetalölüme (safra asitleri kardiyak toksisite gösterebilir).

Bu nedenle fetal gelişim tamamlanmış ise doğuma karar verilmelidir

Gebeliğe bağlı intrahepatik kolestaz, gebeliğin ikinci yarısında geç dönemlerde ortaya çıkan ve doğuma kadar devam eden yaygın kaşıntı ve kolestaz ile karakterize bir karaciğer hastalığıdır. Yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre insidansı bölgesel farklılıklar göstermektedir. Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da insidansı %0.1 ile %1.5 arasında değişmektedir. Güney Amerika’da ise Bolivya, Şile gibi ülkelerde insidansı %9.2 ile %15.6 arasında bildirilmektedir.

Gebeliğe bağlı intrahepatik kolestaz, preterm doğum, fetal distres, ani intrauterin fetal ölüm gibi ciddi obstetrik komplikasyonlara yol açabilmesi açısından önemlidir.

Hatta bu olgularda fetal iyilik halinin belirlenmesi amacı ile yapılan fetal monitorizasyonun rolü halen tartışmalıdır, çünkü normal reaktif kardiyo tokografi sonrası 24 saat içinde ve normal antepartum testlerden sonraki saatler içinde fetal ölüm bildiren çalışmalar mevcuttur.

Fetal ölüm riskini azaltmak için yapılacak aktif müdahaleler ise iatrojenik preterm doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek oranlarını artıracaktır. Ayrıca terme yakın olgularda da akciğer maturasyonu sağlanmış olsa dahi beklenmedik RDS riskinde belirgin artış saptanmıştır.

Gebeliğe bağlı intrahepatik kolestaz fizyopatolojisinde safra asitlerinin plasental pasajında bir bozukluk olduğu düşünülmektedir ve maternal serum safra asitlerinin yüksekliğinin tespit edilmesi en uygun tanı yöntemi olarak benimsenmektedir.

Ayrıca serum safra asitlerinin yüksekliği ile fetal komplikasyonların korele olduğu kabul edilmektedir.

Tedavide uygulanan yöntemler semptomlu iyileşme sağlamakta, patogeneze bir etkisi bulunmamaktadır. Steroid, antihistaminik ajanlar bir seçenek olmakla birlikte günümüzde en etkin ve yaygın kullanılan tedavi ursodeoksikolik asit uygulamasıdır. Ancak fetal iyilik haline etki edebilecek bir etken bulunmamaktadır. Erken haftalarda başlayan ve medikal tedaviye dirençli seçilmiş olgularda plazmaferez uygulanabilir