Dr. Tanju YILDÖN & Tıp Bilim Eğitimi

Warty diskeratom


Warty diskeratom ilk kez Allen ve Helwig tarafından Darier hastalığı ile olan benzer histopatolojik özelliği dolayısıyla “izole Darier hastalığı olarak tariflenmiş, daha sonraları 1957’de Symenski tarafından werruköz diskeratom olarak tanımlanmıştır

Kaddu ve arkadaşlarının yaptığı son çalışmada ise, bu lezyon histopatolojik olarak özel bir foliküler adneksiyel neoplazm özelliği göstermesi nedeniyle ‘foliküler diskeratom’ olarak isimlendirilmiştir. Warty diskeratom, başta saçlı deride olmak üzere, yüz ve boyun bölgelerinde de oluşan nodüler-soliter bir tümördür

PDF) Oral warty dyskeratoma of the retromolar trigone: An unusual  presentation of a rare lesion

Nadiren tümör oral mukozada da oluşabilir. Lezyon 3-5 mm çapında, hiperkeratotik verrüköz bir yüzeyi ve göbekli krater benzeri bir merkezi olan, deri renginde ya da hafif kahverengimsi bir papüldür.

Warty diskeratom, genellikle soliter, krutlu, papül yada nodül ile karakterize bir lezyondur. Vakaların çoğu, 30-80 yaşlarında orta yaşlı erkeklerdir. Tanay ve Mehregan tarafından derlenen 112 vakada ortalama yaşı 49 ve erkek/kadın oranı 2.5/1 olarak saptanmıştır. Etyolojisi bilinmemekle birlikte, ultraviyole, viral enfeksiyon (Human papilloma virüs), travma, oral lezyonlarda sigara kullanımı suçlanmıştır. Kaddu ve arkadaşlarının yaptığı PCR çalışmasında HPV DNA tespit edilememiştir.

Ancak daha önce ağrı nedeniyle değişik pomadlar kullandığını ve lokal pansumanlar sırasında oluşan akıntı şikayetinin de başladığını ifade etti. Hastadaki akıntının pansuman sırasında mekanik travmaya sekonder oluşmuş olabileceği düşünüldü. Warty diskeratom,
sıklıkla güneşe maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar. En sık sırasıyla saçlı deri, malar bölge ve çene, gövde, alın, boyun, burun ve kulaklarda görülür

Bunun dışında, oral mukozada da ortaya çıkabilmektedir. Diallo ve arkadaşlarının 2007 yılında 43 hasta üzerinde retrospektif olarak gerçekleştirdiği bir çalışmada, lezyonların %70 papuler-noduler, %58 keratotik olduğu, %30’unun santral umblikasyon gösterebileceği bildirilmiştir. Ayrıca aynı çalışmada lezyonların %65 oranında baş-boyun bölgesinde görüldüğü, bu lezyonların immünhistokimyasal olarak CK 1, 5, 10, 17’yi tespit ettiği, CK 19’u ise tespit etmediği gösterilmiştir

Genelde tek bir lezyon şeklinde görülürken birden fazla lezyonlar şeklinde de görülebilir. Bizim olgumuzda umblikusta görülmüş olması ve literatürde bu yaşta benzer lokalizasyonlu bir olguya rastlanılmaması vakayı anlamlı kılmaktadır. Lezyon genellikle 3-8 mm çapında, soliter, nadiren multipl, deri renginde bazen değişik renklerde, asemptomatik papüllerle karakterizedir

Warty diskeratomun histolojisinde merkezde büyük, üçgen şeklinde bir girinti görülür. Bu girintinin üst bölümü keratin materyal, alt ölümü ise çok sayıda akantolitik, diskeratotik hücre içerir 

Girintinin tabanından yukarıya doğru tek sıra bazal hücrelerle döşeli villuslar uzanır. Granular tabakada ve villusların üzerinde korp rond adı verilen akantolitik diskeratotik hücreler yer alır. Lezyon santralinde umblikasyon, kanama ve keratinöz materyal bulunabilir. Warty diskeratom klinik tanısı zor bir antitedir.

Ayırıcı tanıda keratoakantom, verruka vulgaris, bazal hücreli karsinom, molluskum kontagiosum, sebase hiperplazi, piyojenik granülom gibi lezyonlar düşünülmelidir 

Tanısı histopatolojik olarak konan warty diskeratom mikroskobik olarak, Darier hastalığı ve Grove hastalığı (geçici akantolitik dermatoz) ile benzerlik gösterir 

Ancak bu hastalıklarda epitelyal değişiklikler multipl iken warty diskeratomda tektir ve derin bir invajinasyon gösterir. Bu hastalığın Darier hastalığının izole bir varyantı olduğuna inanlar olmasına karşın genel görüş Warty diskeratomun mikroskobik olarak Darier hastalığıyla benzerlik gösteren benin kutanöz bir tümör olduğu şeklindedir.

Tedavide cerrahi eksizyon, koterizasyon ya da küretaj uygulanabilir. Olgumuza lokal anestezi altında eksizyonel biopsi uygulandı. Yara sekonder iyileşmeye bırakıldı. Poliklinik takiplerine çağrılan hastaya günlük pansuman yapıldı. Pansumanlar sonrası yara kapanması altıncı günde tamamlandı. Malign potansiyel taşımayan bu hastalıkta yeterli eksizyon uygulanmazsa nüks edebilir. Bu durumda reeksizyon ve radyoterapi uygulanabilir

Warty diskeratom nadiren görülen bir klinik antite olup, kesin tanısı histopatolojik olarak konur. Malignite potansiyeli taşımayan bu hastalık, epidermisin benign soliter bir lezyonudur. Lezyonun umblikusta lokalize olması, rutin poliklinik muayenesi sırasında pilonidal hastalık ve piyojenik granülom ile karışmasına sebep olabilir. Kesin tedavisi cerrahi olarak lokal eksizyon olan bu hastalıkta, yetersiz eksizyon sonrası nüks gelişebilmektedir.